Şifanur
Gülistan
Üç Mescid
ANASAYFA FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ANKETLER ARŞİV İLETİŞİM PAYLAŞIM

BİR AYET - BİR HADİS

BİR AYET 

Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdir.(Bakara Suresi - 284)

   BİR HADİS

"Evimle minberimin arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim havzımın üzerindedir." (bk. Buhârî, Fadlı Salati Mescidi Mekke, 5; Müslim, Hac, 92; Müsned, 2/36, 236, 450, 534; 4/41)

 
Ümmetin Müşriklerden Beraatinin 1432. Yıl Dönümü

Ümmetin Müşriklerden Beraatinin 1432. Yıl Dönümü

03 - Ocak - 2011, 14:03

Bizim içimizden necislerle beraber necislerin hükmü altında Mekke de yaşamaktan gocunmayanlar çıktı.

Bülent Uğur Koca

1432 yıl önce bugünlerde Arap yarımadasında Allah’ın resulü Müslümanların müşriklerden beraatını ilan etti ve “pislikten uzaklaş 74/5” emri gereğince geniş olan Allah’ın arzında, Allah’ın hükmünü hâkim kılacağı kutlu beldeye doğru hareket etti.

 O müşriklerden kalben ve lisanen beraatini ilan etmiş, onlardan kalben ve lisanen çoktan hicret etmiş ve davetinin ilk gününden itibaren bunu açıkça ortaya koymuştu. Şimdi ise fiilen hicret zamanıydı. Çünkü müminler necis müşriklerin sultası altında Allah’ı razı ederek yaşayamayacaklarını biliyorlardı. Çünkü arz Allah’ındı ve Allah’ın Arzı genişti. Çünkü iman eden imanın gereği üzere üzerindeki bütün sultaları reddedip düşüncesinin, nefsinin, kabilesinin, hayat tarzı olarak dayattığı bütün sevdalardan beraatını ilan edenlerin Allah’ın yanındaki dereceleri daima yüksekti.

 
Rabbine hicret eden, ardından da bütün gayret ve çabalarını rablerinin rızasına hasrederek canlarıyla, mallarıyla mücadele edenlerin, cihad edenlerin Allah’ın yanındaki dereceleri daima yüksekti

 
Ve daha sonra fiili beraatın sembolü direniş ruhunu diri tutan hicret, müminler için, ümmet için, bir milat oldu.Bu dinin tabiatı ferdi değil cemaati esas alıyordu ve bundan dolayı milat, Allaha kulluğun temsilcisi ümmetin dirildiği, bir kimlik bir şahsiyet olarak Allah’ın arzından bir parçaya hâkim olduğu tabiri caizse Medine’de dünyaya geldiği gündü.

Ve hicret bu ümmetin miladı oldu.

Artık her gün hicreti hatırlatır oldu. Her tarih müşriklerden beratın ilanının ve şahsiyetli ümmet kimliğinin her ortamda korunması gerektiğinin bir hatırlatıcısı oldu. Ve yüzyıllar boyu bu ümmet bu bilinçle bir daha Mekke ortamını yaşamamak için direndi. Necislere direnme devri, onların sözlerine sabretme, ezalarına aldırış etmeme devri kapanmıştı. Çünkü hicretten sonra artık Allah yolunda canınla malınla mücadele vardı. Ve yüzyıllarca bu ümmet küfrün kendi topraklarında hâkimiyet kurmasına Medine'lerin tekrardan mekkeye dönüşmesine izin vermedi.

 Ama zamanla içten gelen çürüme ve yozlaşma o kadar ileri boyutlara ulaştı ki sonunda bir daha müşriklerden fiili beraatimizi ilan etmeye yeltenemeryelim diye dirilişimizin ve direnişimizin sembolü miladı takvimimizi dahi elimizden aldılar.
 
Bir daha ümmet kimliğini hatırlamayalım diye. Bizim elimizden takvimimizi aldılar. Bizim elimizden tarihimizi aldılar. Sanki bizim üzerine durduğumuz toprağı çekip aldılar elimizden ve öyle bir sarsıldık ki birçoğumuz bu sarsıntıyla kıblesini şaşırdı.

Artık bütün yollar bütün hicretler Medine’ye ulaşmıyordu. Artık elimize tutuşturulan kitaplar  bütün yolları bütün tarihleri Roma’ya çıkarıyordu. Öyle ki birçoğumuz zilleti iliklerimize kadar hissettik. Ve nesiller yenilendikçe hicret isyancı müşriklerden beraat unutturdu.

 
Bizim içimizden necislerle beraber necislerin hükmü altında Mekke de yaşamaktan gocunmayanlar çıktı.

Siz putlarınızı temiz tutun bizde Kâbe’yi temizler hacılara su dağıtırız kardeş kardeş yaşar gideriz anlayışı hâkim oldu. Hatta Allah düşmanlarına kardeş olma adına yürütme ve temizleme görevi de seve seve üstlenildi ve Allahın ayetlerini üzerine bina ettiği Kur'ani aylar zamanla pratik hayattan uzaklaştırıldı. Ramazan hilaliyle oruca koşan, şevvalin hilalinde bayramla coşan, zilhiccede rabbine lebbeyk diyerek koşan ve her muharremde hicretle yeniden dirilip hakkın hâkimiyetinin onuruyla yaşayan ümmet ayetlerin bir kısmını anlayamaz oldu.                     

  Neydi haram aylar bir Cuma akşamı ne zaman başlardı. Batı saati gönülleri batıya kaydırdı artık tabii dengeye fıtri uyum azalmış güneşin batmasıyla biten günler artık saatlerin değişmesiyle biter olmuştu. Önce hakiki günlerimiz hakiki saatlerimiz sanal günlere ve saatlere dönüştü. Ardından amellerimiz işlerimiz. Ve koca bir tarih hicret üzerine bina edilmiş koca bir takvim pratik hayattan uzaklaştırıldı.

 
Ne yazık ki artık bu ümmetin birçok evladı hicreti anmıyor, onu  tezekkür etmiyor. Çünkü artık hicretle yaşamamızın önü kesildi. Zorda kaldığımızda dara düştüğümüzde müşriklerin tamtam sesleri kulaklarımızda uğuldadığında necis ayaklarının ve postallarının burnumuzun dibine kadar yaklaştığını hissettiğimizde içimizdeki çaresizliğe su serpecek içimizi ısıtacak resulün(s)  yol arkadaşı Hz. Ebu Bekir'e “la tahsen innallahe meana” dediği “üzülmeyin muhakkak ki Allah bizimle beraberdir” dediği  o anı, yılda bir kez de olsa hatırlamamızı istemediler. Bizi hicreti anmaktan dahi mahrum bıraktılar.

 Davası uğrunda ölümü hiçe sayan onlarca mızrağın göğsünü hedeflediğini bile bile Allah Resulünün(s) yatağında yatanı, bizlere, bu yolda ölümü göze almadan dirilmenin mümkün olmadığını öğreteni,  Hz. Ali'yi yılda bir kez dahi olsa hatırlatmamak için takvimimizi elimizden aldılar.Çünkü bizim Resulullah'ı(s), Hz. Ebu Bekir'i, Hz. Ömer'i ve Hz. Ali'yi hatırlamamızı onlarla muhabbet kurmamızı değil;Noel babayla hemdem olmamızı istiyorlardı.
 
Çünkü onlar Faran dağından inen nuru, veda tepelerinden ümmetinin üzerine bir merhamet dolunayı olarak doğan o kutlu nebiyi, unutmak ve unutturmak istiyorlardı.

 
Ama bizim adımızı Müslüman kılana hamdolsun ki,

 
Aya bir yörünge tayin edene hamdolsun ki,

 
Hilali insanlar ve hac için bir vakit ölçüsü kılana hamdolsun ki,

 
Ne hicreti, ne de izzeti unuttuk.

 
Ve bizler "Elhamdülillah müslümanım" diyerek iman etmenin,kul olmanın onuruyla, rabbimize ve onun emirlerine bedenen lisanen ve kalben hicret etme arzusundayız.
 
Rabbim hicretimizi izzet ve şerefimizle tamamlamayı hicretle bir olmayı, şefkatle birliğe vahdete koşmayı ümmetimize nasip etsin.

Hicretin 1432. yılında muharrem ayının birinci günü  Allah'ın arzında asi olan, fesatcılık yapan necis müşriklerden beraat günümüz mübarek olsun…

Bu haber 3054 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

YAZILAR

Güzel Konuşmak İsteyenler Buyursun

Güzel Konuşmak İsteyenler Buyursun 32 tekerleme ile konuşmanızı güzelleştirin...

Öfke ve Sevgide sınır yoktur

Öfke ve Sevgide sınır yoktur Lütfen bu yazıyı paylaşıp bu duruma düşmek üzere olan bir kaç kişinin bile olsa okumasına vesile olun!!!

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Web Sitemizi Beğendiniz mi?





Tüm Anketler

NAMAZ VAKTİ

Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.© 2010 www.sifanur.com