Şifanur
Gülistan
Üç Mescid
ANASAYFA FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ANKETLER ARŞİV İLETİŞİM PAYLAŞIM

BİR AYET - BİR HADİS

BİR AYET 

Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdir.(Bakara Suresi - 284)

   BİR HADİS

"Evimle minberimin arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim havzımın üzerindedir." (bk. Buhârî, Fadlı Salati Mescidi Mekke, 5; Müslim, Hac, 92; Müsned, 2/36, 236, 450, 534; 4/41)

 
Van'ın Neyi Meşhur?

Van'ın Neyi Meşhur?

18 - Mayıs - 2014, 19:43

Van Kedisi, Akdamar Adası, Van Gölü ,Hoşap Kalesi, Muradiye ve Bendimahi Şelaleleri

Van Kedileri Hakkında
Evcil hayvanların herbirisinin ayrı bir özelliği vardır. Çağlar boyunca, insanların dikkatini üzerine toplamış kedilerden bugün, ipeksi beyaz kürkü, değişik gözleri, mükemmel avcılığı ve suda oynamayı sevmesiyle en fazla ilgi görenlerden biride van kedisi’dir.

Bugünkü modern evcil kedilerin, ilkel formlarının fosillerini 12 milyon yıl önce görebilmekteyiz. Kediler evcilleştirme işlemini ise M.Ö. 3000 yılların da Mısırlılar tarafından yapılmış olabileceği belirtilmektedir. Evcilleştirilen kediler Mısırlılar tarafından kutsal sayılmış ve kediye bir tanrıça gibi tapınılmıştır. Evcilleştirme işleminin çeşitli zaman ve yerlerde olabileceğine ait tartışmalar varsa da kesin olarak bilinen, Asya halkının da evcilleştirme işlemine el atmış olmasıdır. Öte yandan bazı kaynaklar kedilerin M.Ö. 1900 yıllarında yarı evcilleştiğini ileri sürmektedir.

Van KedileriKedi etcil bir hayvandır. Genelleştirme yapılırsa hayvansal proteinlerle beslenir. Keskin duyu organlarının varlığı, karanlıkta bile çok iyi görülebilen gözleri, sivri pençeleri, keskin dişleri, kıvrak vücudu, ayak parmaklarının üzerinde sessizce yürümesi onu iyi bir avcı yapmıştır. Göz ve burun etrafında hassas kılların bulunuşu da avcı özelliğini kuvvetlendirmektedir.

Kürk kılları ilkbahar ve sonbaharda dökülen kedilerin, yüz kasları herhangi bir olay karşısında hayvanın yüz ifadesini belirtecek bir şekil alır. Kas ve iskelet sistemini mükemmel bir şekilde koordineli kontrol edebileceklerinden, hangi pozisyonda yukardan aşağıya bırakılsın daima ayakları üzerine yere düşer.

Büyük beyin (Cerebrum)in alanının genişliği, kedilerin zekasının bir göstergesidir. Ayrıca beyinciğin (Cerebellum) gelişmiş olması da kedilerin aktivitesindeki koordinasyon mükemmelliğini sağlar.

Evcil kediler asırlardan beri ya kutsal bir hayvan olarak ya da fare, sıçan ve böcek gibi inasna zarar veren canlılara karşı evlerde beslendiler. Fakat son asırlarda insanlar kedileri yakın bir dost gibi görerek onlarla yaşamaya başladılar.

Son yıllarda gerek dünya da gerekse Türkiye de büyük ilgi gören evcil kedilerden biri de Van kedisidir. Ancak sevimli, cana yakın olan Van kedisine bugüne kadar yeterli ilgi gösterilmediğinden nesli tükenmekle karşı karşıyadır. Eskiden Van yöresinde sıkça rastlanan ve hemen her evde bulunan Van kedisinin sayısı giderek azalmakta ve hızla melezleşmektedir.

Van yöresinde, Van halkı tarafından kediye “Pişik” denir. Van kedisi, yöre halkı tarafından yalnız bir süs kedisi veya fare ve böcekleri avlaması yanında, bir dost ve ailenin bir bireyi olarak kabul edilir.

Van kedisinin eskiden yaz aylarını dağlarda, kış aylarını ise evde geçirdikleri söylenir. Bugün ise yaz aylarını Erek Dağı’nın sırtlarında avcılıkla geçiren ve kış aylarında evine dönen Van kedisine çok az rastlanır.

Yöre halkı tarafından yere sürünecek kadar uzun-beyaz ipeksi kürklü uzun vücut yapılı kaplan yürüyüşlü, tilki kuyruğuna benzeyen uzun ve kabarık kuyruklu, değişik göz renkli (Diskromatopsi), zeki, çevik bir kedi olarak tarif edilen Van kedisinin temizliği, cana yakınlığı, oyunu çok sevmesi sahibine bağlı oluşu, onu nadide hale getiren başlıca özellikleridir. Ancak 1950’li yıllardan sonra Avrupalılar tarafından dünyaya tanıtılmaya çalışılmış ve bu eşsiz güzellikteki özellikleri tam olarak tanıtılmamıştır.

Van kedisini çekici kılan özelliklerden biride, onun gözlerinin rengidir. Göz renklerine göre Van kedileri üç gruba ayrılabilir.

a-Her iki gözü mavi,

b-Her iki gözü kehribar (Sarı renk ve tonları)

c-Tek-göz (Diskromatopsi bir gözü mavi diğer gözü kehribar renkte olanlar) diye gruplandırılır.

Van kedisindeki mavi göz rengi, daima turkuaz mavisi özelliği göstermesine rağmen, kehribar gözdeki renk tonu oldukça farklılık gösterir. Bu tonları, kehribar, açık kehribar, sarı ve çağla yeşilidir. Çok ender olarak da kehribar göz rengi yerine kahverengi olabilmektedir. Mavi gözlü kedilerde, mavi gözlü kısa, kadife kürklü ve mavi gözlü-uzun ipek kürklü kediler diye ayrılır. Van kedilerinde, yeni doğan yavruların gözleri grimsi renktedir. Yavru kedinin doğumundan 25 gün sonra göz renkleri farklılaşmaya başlar ve 40 gün sonra da göz renkleri netleşir.

Genelde Van kedisi yavrularının iki kulağı arasında bir veya iki adet siyah nokta vardır. İki siyah nokta taşıyan yavruların çoğu tek-göz olur. Ve bu siyah noktalar adeta Tek-göz kedilerin mührü olarak tanımlanır. Ancak baştaki bu siyah noktalar doğumdan sonra bir iki ay içinde kaybolur. Ve bazen sayıları 8-30 arasında değişen miktarda siyah kıllar olarak kalır.

Van kedisi gibi değişik göz rengine sahip köpeklerin evcil güvercinlerin ve insanlarında bulunduğu ve bu özelliğin genetik bir defekt sendrom olduğu bilinmektedir.

Van kedilerinin erkeklerinin vücut ağılığı yaklaşık 3600 gram dişilerinin ise 2900 gram kadardır.

Van kedisi her yıl Şubat-Mart-Haziran aylarından birinde kızgınlık (Östrus) periyoduna girer. Bu periyod 10 gün kadar sürer. Kızgınlık döneminde gebe kalırsa genellikle o yıl içinde bir daha kızgınlık göstermez. Gebelik süresi 62 gün kadardır. Gebeliğin birinci ayından sonra karnı şişmeye başlar ve bu dönemden itibaren karnını kimseye dokundurtmaz. Van kediside diğer kedilerde olduğu gibi gözlerden uzakta doğurmayı sevdiğinden, birinci ayın sonundan itibaren ıssız ve karanlık yerler aramaya başlar. Doğumdan hemen sonra göbek bağı (Plasenta) anne kedi tarafından ısırılarak koparılır. Anne kedi, yavrularını 50-60 gün süreyle emzirir. Fakat bu süre kısalabileceği gibi uzayabilirde.

Van kedisi bir batında dört adet yavru doğurur. Yavruların gözleri doğumdan sonra 10.günde açılır. Anne kedi yeni doğan yavrularını yalayarak temizler ve hemen emzirmeye başlar. Doğum yaptığı yeri emniyetli bulmaz ise en kısa zamanda daha emniyetli ber yer bulup , yavrularını buraya taşır. Anne yavrularını çok az yalnız bırakır ve sadece ihtiyaçlarını karşılamak için yavrularından uzaklaşır.

Henüz gözleri açılmayan yavrular annelerinin kokusundan başka bir kokuya tepki göstererek korunmaya çalışırlar.

Yavrularının hareketlerini, başlangıçta yürümekle sürünmek arasında bir durum gösterir.
 
Yavru kardeşler arasında çoğu kez süt kavgası olur. Kardeşler arasında oyun oynama yaygındır. Oyun, yavruların gelişiminde önemli bir etkendir. Oyun anne tarafından kontrol altında tutulur ve anne, yavrularına yaşamaları için nasıl davranmaları gerektiğini öğretir. Eğer yavru tek kalırsa annesi ile annesi de yoksa başka tür hayvanlarla bile oynamak ister.

Kediler yerleşme alanlarına kuvvetli bir hakim olma duygusuna sahiptir. Yabancı bir kedinin kendi yaşadığı alana gelmesini istemezler. Yaşadıkları ev ve buna bağlı olarak yaşama alanları değiştirildiğinde, yeni yerini beğenmezse eski evine dönme çabası gösterirler. Van kedileri yeni yaşama alanlarına 20-30 gün içinde adapte olabilirler. Bu süre içinde çevreyi incelemekle beraber sahiplerine karşı ilgisizdirler.

Kediler temizlik duygusuna diğer hayvanlara göre daha fazla sahiptirler. Gerek yaşama alanlarını temiz tutmada gerekse kendilerini temizlemede büyük bir titizlik gösterirler. Tuvaletten sonra, tuvalet artıklarını gömme içgüdüsüne sahiptirler. Tuvalet ve yemekten sonra ellerinin yardımıyla ağız ve yüzlerini temizlerler.

Van kedisinin avcılık özellikleri üstündür. Ev içinde ve dışında fare, kertenkele, kuş, sinek ve küçük böcekleri avlayıp yerler. Ev dışında iç içe yaşadıkları kümes hayvanlarına saldırmazlar.

Van kedisi insanlarla birlikte aile ortamı içinde yaşamayı sever. Eğer insanlarla ilişkisi yok ise ya da çok az ise vahşileşmeye başlar.

Van kedisi sevilmekten çok hoşlanır ve kendisine gösterilen sevgiye bağlılık ve sevgiyle karşılık verir. Sevgi istekleri özellikle gebelik döneminde daha fazladır. Sahiplerine çok yakın davranır ve severler. Yabancıları gördükleri zaman tepki göstererek, kaçarlar. Kendisini sevenlerin kucağına çıkıp, okşayan elleri önce hafifçe ısırır sonra yalıyarak sevgi gösterisinde bulunur ve mırıldanır. Sahibinin, diğer kedi ve küçük çocukları sevmesini kıskanır.

Van kedilerinde sağırlığın yaygın olduğu kanaati varise de tekgöz (Diskromatopsi) ve mavi gözlü kedilerde ancak %2-3 civarında sağırlık vardır.

Van kedisi kendi isteğiyle suda yüzmeyi ve suyla oynamayı seven tek kedi türü olarak bilinmektedir.

Van kedisi, yemeğin, sütün sıcak olup olmadığını ön ayağı ile kontrol eder ve yemek uygun sıcaklıkta ise yemeğini yer. Van kedisinin, kavun, karpuz ve bazı meyveleri de yediği gözlemlenmiştir.

Van kedisinin kürkü kalın olmasına rağmen soğuktan etkilenir ve titrer.

Van kedileri kendi aralarında ve insanlarla haberleşmek için bir takım sesler çıkarırlar. Çıkarılan bu sesler onların hissi durumları ile ilgilidir. Kedilerin miyavlamaları isteklerine göre çeşitlilik gösterir. Bu miyavlamanın bir kısmı insanlarla olan ilişkileri, bir kısmı yavrularıyla veya erişkinlerde seksüyel aktivite ilgili haberleşme şeklidir. İhtiyaçlarına göre çıkardıkları seslerin yüksekliği ve frekansları değişir. Van kedisi sabahleyin sahibiyle karşılaşmasında yüksek sesle miyavlayarak sevincini gösterir. Acıktığında mutfak kapısına doğru giderek, acıktığını belirtecek şekilde miyavlar.

Yiyeceği verildiğinde yemeden önce sahibine sürünerek minnetini belirtir. Tuvalet ihtiyacını duyduğunda da, kapının önüne giderek miyavlayarak sahibinden kapısını açmasını ister, eğer kapının açılması gerekiyorsa kapı koluna uzanıp çekerek kapıyı açtığı da görülmüştür.

Yapılan incelemeler sırasında Van kedisinin eğitime çok iyi cevap verdiği gözlendi. Kendisine öğretilenleri çok çabuk kavrar. Tuvalet ihtiyacı için bir yere konulan toprağın yerini hemen kavrayıp bunun dışında başka bir yeri kullanmadıkları tesbit edilmiştir.

Van kedisi yavruları 2-3 aylık iken isimlerini öğrenmektedir. Fakat bu öğrenmenin ismi öğrenmeden çok tanıdığı bir ses tonuna bağlı algılama olduğu düşünülmektedir.

Sevimli, cana yakın, zeki, çevik, sadık, güzel ve ilgi çekici görünümlü Van kedisinin neslinin azalmaması ve melezleşmesinin önlenmesi için tüm çabaların gösterilmesi gerekmektedir.
 

 
 
AKDAMAR ADASI
 
"Çok eski yıllarda Akdamar’da yaşayan keşiler badem ağaçlarıyla dolu adaya kimsenin çıkmasına izin vermezlermiş. Ama Ada da bir güzel kız varmış ki dillere destanmış. Adı Tamara..
Çevre köylerden bir delikanlı bu kıza sevdalıymış. İki genç her gece Başkeşişten gizli buluşur gece ilerleyince Tamara bir fener yakıp işaret verir delikanlı ışığa doğru kulaç sallarmış. Böylece sürüp giderken, durumu öğrenen Başkeşişin kızı biraz da kıskançlıktan olacak, babasına arkadaşının sırrını ihbar etmiş. O gece de sıkı bir fırtına çıkmış, Tamara gölü tehlikeli gördüğünden feneri yakmamış. Başkeşiş de fırsatı yakalamış. Bir fener yakıp kıyıya çıkmış.
Delikanlı feneri görünce fırtınaya aldırmayıp atlamış suya. Genç fenere doğru kulaç atarken keşiş feneri adanın etrafında dolaştırırmış. Bütün gece dolaşıp durmuş gölde. Ama gücü, dermanı kalmamış, dalgalarla başedemez olmuş, sular onu dibe çekerken bağırmış: Ah, Tamara!... Tamara çığlığı duyup koşmuş ki, sevdiği yitip gitmiş dalgalar arasında. Başkeşişin oyununu anlamış ve o da kaldırıp atmış kendini sulara. İki sevgilinin cansız bedenleri Van Gölü’nün çırpınan sularında bir birine kavuşmuş. İşte adaya o günden sonra Ah Tamara denilir olmuş, zamanla Akdamar’a dönüşmüş. Böyle bir efsane anlatılır."
Van Gölü’ndeki Ahtamar Adasında bulunan kilise 900’lü yılların başında Kral Gagik tarafından yaptırılmıştır ve Ermeni taş işçiliğinin en seçkin örneklerindendir.
 
 
 
Van Gölü
 
Van ve Bitlis illerinde yaşayanlar tarafından "deniz" olarak da adlandırılır. Karşı kıyının her yerden kolayca görülmemesi nedeniyle kapladığı alanın çok geniş olması düşünülerek yöre halkı tarafından böyle anılan Van Gölü, ülkemizdeki en büyük doğal göldür.
Biçimi üçgeni andıran göl sularının deniz düzeyinden yüksekliği 1.646 metredir. Yaklaşık olarak 3.700 km2'lik bir alan kaplayan ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Van Gölü'nün doğu yansı Van ilinin, batı yansı da Bitlis ilinin sınırları içinde kalır. Uzunluğu 130 kilometreyi, genişliği de 80 kilometreyi bulan gölün Erciş ve Van kıyılan açığında derinlik en çok 50 metredir. Van Gölü'nün en derin yeri, batı kesiminde Adilcevaz ve Ahlat açıklanndaki çukurlukta 450 metre kadardır. Van Gölü'nde yer alan adalar daha sığ olan doğu kesimdedir. Göldeki en önemli kara parçalan Yaka, Çarpanak ve Akdamar (Ahtamar) adalandır. Göl kıyılarındaki başlıca girintiler ise Erciş Körfezi ile Van, Gevaş ve Tatvan koylandır.
Van Gölü'nün oluşumuyla sönmüş bir yanardağ olan Nemrut Dağı'nın (bak. NEMRUT Daği) ortaya çıkışı arasında doğal bir bağlantı vardır. Eski jeolojik çağlarda Muş Ovası'yla Van Gölü sulannın kapladığı çukurluk kesintisiz bir çöküntü alanıydı. Sonraki jeolojik dönemde Süphan ve Nemrut yanardağlarından püsküren lavların yığılmasıyla oluşan doğal baraj bu geniş çöküntü alanını ikiye ayırdı. Eskiden bu çöküntünün tümü sulannı dışa akıtırken, Nemrut Dağı'nın çıkardığı lavlarla önü tıkanan doğu kesimde sular birikmeye başladı ve bugünkü Van Gölü ortaya çıktı.
İçindeki suyun hacmi yaklaşık 600 km3 olarak tahmin edilen göl, daha çok dağlardan inen ve fazla uzun olmayan akarsularla beslenir. Bunlardan başlıcaları Zilan Deresi, Ben-dimahi ve Marmit çaylan ile Hoşap Suyu'dur. Van Gölü'nün su toplama alanının genişliği 12.000 km2'dir. Van Gölü'nde yıllık düzey değişikliği 50-60 cm kadardır. Göl sulannın düzeyi dağlardaki karlar ve buzların erimesine bağlı olarak yazın yükselir, sulann donduğu kışın ise biraz çekilir. Van Gölü'nün geçmişte büyük düzey değişiklikleri gösterdiği bilinmektedir. Bunlardan biri Erciş kentinde yaşanmıştır. 1841'de göl sulan yükselip kıyıdaki Erciş'i basınca, kent 3 km kadar içeride bulunan bugünkü yerine taşındı.
Dışa akışı olmadığından Van Gölü'nün suları tuzludur. Göl sulan binde 22 oranında tuz içerir. Bu tuzlu sularda yüksek miktarda soda bulunmasının nedeni, gölü besleyen akarsuların geçtiği volkanik araziyi oluşturan kayaçlarda sodyum bileşiklerine rastlanması-dır. Bu bileşiklerin eriyerek akarsular tarafından taşınması ve buharlaşma sonucunda oluşan yoğunlaşma göl sulannın sodalı olmasına yol açar. Göle girip uzunca bir süre yüzenlerin saçlan boyanmış gibi sanlaşır. Doğal çamaşır suyu özellikleri gösteren göl sulann-dan soda elde edilir. Kıyıdaki kırsal yerleşmelerde yaşayanlar çamaşırlannı Van Gölü'nde yıkar. Erciş Körfezi kıyısında oldukça sığ olan sulann yüzeyi bazı kışlar görülen şiddetli soğuklar sırasında donar. Yazın göl sulannın sıcaklığı yüzeyde 21°C'yi bulur.
Van Gölü kıyılanndaki akarsu ağızlannda sulann tuzluluğu azalır. Bu kesimlerde göl sulannın koşullanna uyum sağlamış bir balık türü olan inci kefali yaşar. Av yasağı uygulandığı dönemlerde teknelerini kamyonlara yükleyen bazı Karadenizli balıkçılar inci kefali avlamak amacıyla Van Gölü kıyısına gelir. Göl kıyısında sazlıklarla kaplı birçok sulak alan vardır. Bu alanların bir bölümü akarsuların taşıdığı alüvyonların yığılmasıyla oluşan küçük deltalar, bir bölümü de küçük birer lagün olan tuzlu bataklıklardır. Sulak alanlarda oldukça canlı bir yabanıl yaşam göze çarpar. Bu alanlardan en önemlileri Bendi-mahi deltası ile Çelebibağ, Edremit, Van ve Horkum sazlıklarıdır. Bu delta ve sazlıklarda çok sayıda kuş yaşar ve kuluçkaya yatar. Kuluçkaya yattığı gözlenen başlıca kuş türleri batağan, karabatak, balıkçıl, kaz, angıt, ördek, çamurcun, dikkuyruk, delice, turna, uzunbacak, kızılbacak, sumru, yelve, suna, çaylak, akbaba, kerkenez ve bülbüldür. Koruma altına alınmamış durumdaki bu doğal yaşam alanları saz kesimi, sürü otlatma ve aşın avlanma gibi tehlikelerle karşı karşıyadır.
Van Gölü'ndeki adalardan en önemlisi Akdamar Adası'dır. Bunun nedeni, Akdamar Kilisesi adıyla anılan eski bir dinsel yapının bu adada bulunmasıdır. 10. yüzyılın ilk yarısında yapılan kilisenin mimarı keşiş Manuel'dir. Akdamar Kilisesi yüzyıllar boyunca Van yöresinde yaşamış olan Ermeniler'in kültür ve sanat yapıtlanndan başlıcasıdır. Dış duvarlan ile iç mekânlannda bezeme ve heykel sanatının etkileyici örnekleri görülen bu önemli ortaçağ mimarlık anıtı her yıl çok sayıda turist tarafından ziyaret edilir. Van Gölü çevresinde turistik açıdan önem taşıyan öteki yerler VanKalesi, Ahlat'taki mezar taşlan, Gevaş'taki kümbetler ile Bendimahi Çağlayanı'dır.
Gerek yolcu, gerek yük taşımacılığı açısından Urartular döneminden beri Van Gölü'n-den yararlanıldığı bilinmektedir. Eskiden suyolu ulaşımında kullanılan yelkenli teknelerin yerini 19. yüzyılda küçük buharlı gemiler aldı. Göl kıyısındaki yerleşim yerleri arasında düzenli gemi işletmeciliği ilk kez işgal sırasında Ruslar tarafından başlatıldı. Cumhuriyetten sonra bu işletmenin etkinliği devlet eliyle sürdürüldü. Günümüzde Van Gölü İşletmesi adını almış olan bu işletme Türkiye Denizcilik İşletmeleri adlı bir kamu kuruluşu tarafından çalıştınlmaktadır. İşletme Van Gölü kıyılarındaki iskeleler arasında yolcu, yük, tren vagonu ve öteki taşıtlann ulaşımını sağlar. Feribotla Tatvan'daki iskeleden Van'ın iskelesine yaklaşık 3,5 saatte ulaşılır. Gölde çalışan teknelerle gemilerin yapım ve onanmıyla uğraşan Tatvan'daki atölye de bir başka kamu kuruluşuna aittir. Aynca düzgün bir karayolu Van Gölü kıyısı ile kıyı yakınında yer alan kent ve kasabaları birbirine bağlar.

 
 


Hoşap Kalesi
 
Yörenin en fazla turist çeken kalelerinden birisi de Hoşap Kalesi’dir.
Van'ın Gürpınar ilçesinde, Van - Hakkari karayolu üzerindeki Hoşap (Güzelsu)'da yer almaktadır. Hoşap, Van'a 60 km. Gürpınar ilçe merkezine 39 km. uzaklıkta bulunmaktadır.
Hoşap suyunun kuzey batısında sarp ve dik bir kaya kütlesi üzerine kurulan kale, iç kale ile bunun kuzeyindeki dış kaleden oluşmaktadır.
Geçmişi itibariyle Urartu Devletine kadar uzanan kale, Osmanlı Devleti'ne tabi Mahmudi Beylesi'nin yaptırdığı şekliyle günümüze ulaşmıştır. İç kale giriş kapısı üzerindeki kitabesine göre Mahmudi Süleyman Bey tarafından, H.1052 (1643) tarihinde yaptırılmıştır.
Dış kale surları arazinin yapısına göre şekillenmiş ; doğu, kuzey ve batıdan dolanan surlarla çevrelenmiştir. Doğu surları kısmen, batıdakiler ise büyük ölçüde yıkılmış durumdadır. Surları destekleyen burçlardan bazıları günümüze gelmiş, ayrıca doğu ve batıdaki kapıları tamamen yıkılmıştır. Dış kalenin kuzey doğusunda bir gözetleme kulesi yer almaktadır. Içerisinde bugün bir cami kalıntısı ile köy evleri mevcuttur.
İç kale, güneyden sarp, kuzeyden eğimli bir kütle üzerine kurulmuştur. Kuzey doğu ve batıdan kale beden duvarları, burç ve kulelerle tahkim edilmiş, kuzeydoğuya ikinci bir tahkikat yapılmıştır.
Kaleye kuzey tarafta ortaya yakın bir yerde bulunan giriş burcura açılmış bir kapı vasıtasıyla girilmektedir. Taç kapı şeklinde düzenlenmiş burcun batı cephesinde kitabe, kör pencere ve aslan kabartmaları belirli bir hareketlilik sağlamaktadır. Ayrıca orijinal demir kapı kanatları hala işlevini sürdürmektedir.
İçerisinde Mahmudi sarayı olarak nitelenen kompleks yapılar yer almaktadır. Bunlar kalenin güney tarafında sıralanmaktadır. En üst ve doğu kesimde seyir köşkü, bunun hemen batısında harem ve en batı uçta da selamlık yer almaktadır. Mescid, zindan, fırın ve ve sarnıç iç kalenin diğer yapılarıdır.
XIX.yüzyıl ortalarında terkedilmiş olan kale, içerisindeki yapılarıyla günümüze büyük ölçüde sağlam olarak gelmiştir. Bu nedenle bölgenin dikkat çeken sembol yapılarından birisidir.

 
 
Muradiye Şelalesi

Muradiye Şelalesi, Şeytan köprüsü ve Tarihi Kilisesi vardır. Muradiye, Van ilinin tarihi bakımdan en eski ilçelerinden birisidir.
Van'ın en önemli doğal güzellikleri arasında yer alan ve kış mevsiminde dondurucu soğuk yüzünden buzla kaplanan Muradiye Şelalesi güzel bir görüntü sergiliyor.
Muradiye Şelalesi, Yaz aylarındaki ihtişamı ile yerli ve yabancı ziyaretçileri ağırlayarak, kış aylarında Pamukkale’deki travartenleri andıran görüntüsü ile ayrı bir güzelliğe bürünüyor.
İlçeye 8 kilometre uzaklıktaki Bendimahi Çayı üzerinde bulunan Muradiye Şelalesi’nin havaların soğuk geçmesi sebebiyle tamamen donması, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor.

Muradiye ilçesi'nde hava sıcaklığının eksi 30 Santigrat dereceye kadar düştüğü zamanlarda 20 Metre yükseklikteki şelale, üzerinde oluşan beyaz örtüyü aylarca sürdürüyor.


 

Bu haber 38146 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

81 İLİMİZ

Manisa'nın Neyi Meşhur?

Manisa'nın  Neyi Meşhur? Sard Antik Kenti ,Mesir Macunu ,Spil Dağı Milli Parkı ,Üzüm ve Tütün Üretimi ,Soma’nın Linyiti ,Ağlayan Kaya, Murad...

Yalova'nın Neyi Meşhur?

Yalova'nın Neyi Meşhur? Termal Kaplıcaları , Armutlu Kaplıcaları

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Web Sitemizi Beğendiniz mi?





Tüm Anketler

NAMAZ VAKTİ

Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.© 2010 www.sifanur.com