Şifanur
Gülistan
Üç Mescid
ANASAYFA FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ANKETLER ARŞİV İLETİŞİM PAYLAŞIM

BİR AYET - BİR HADİS

BİR AYET 

Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdir.(Bakara Suresi - 284)

   BİR HADİS

"Evimle minberimin arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim havzımın üzerindedir." (bk. Buhârî, Fadlı Salati Mescidi Mekke, 5; Müslim, Hac, 92; Müsned, 2/36, 236, 450, 534; 4/41)

 
Sahabelerin Son Sözleri

Sahabelerin Son Sözleri

25 - Şubat - 2011, 17:42

''Ey Allah'ım! Senden korkuyordum, bugün ise ümit ediyorum.''....

Sahabenin Son Sözleri 

Muaz b. Cebel (r.a.) öleceği zaman şöyle dedi;

"Ey Allah'ım! Senden korkuyordum, bugün ise ümit ediyorum.
Ey Allah'ım! Bilirsin ki dünya için ve dünyadaki nehirleri akıtmak, ağaçları dikmek için uzun yaşamayı istemiyordum. Dünyada sıcak günlerde (oruç tutmak suretiyle) susamak için ve ibadet yapmak suretiyle zahmet çekmek, zikir halkalarında alimlerle diz dize oturmak için istiyordum. Sekeratı şiddetlenince hiç kimsenin geçirmediği krizi geçirirdi. Her krizden ayrılırken gözünü açtıktan sonra 'Yârab! Beni boğdurduğunla boğdur (hükmüne razıyım). Sen izzetine yemin ederim! Kalbimin seni sevdiğini bilirsin'"

Hz. Selman öleceği zaman ağladı, 'Seni ağlatan nedir?' diye sorulunca 'dünya için ağlamıyorum. Fakat Hz. Peygamber (s.a.v.) bize dünyadan azığımızın, yolculuğunun azığı gibi olmasını tavsiye etti. (Bunun için ağlıyorum)' dedi.

Bilal-i Habeşi (r.a.) öleceği zaman hanımı

"Vay üzüntüsüne!" dedi. O cevap olarak dedi ki: 'Hayır! Aksine vay onun sevincine! Yarın dostlarla Muhammed ve arkadaşlarıyla buluşacağım.'

Abdullah b. Mübarek öleceği anda gözünü açıp gülerek şöyle dedi: "Çalışanlar bunun için çalışsın!" (Saffat, 61)

Fudayl b. İyaz öleceği zaman bayıldı. Ayıldıktan sonra gözlerini açınca 'Eyvah Seferinin uzaklığına, azığının azlığına!' dedi.

Ata b. Yesar şöyle demiştir: İblis ölüm anında bir kişiye göründü ve ona kurtuldun! dedi. Buna karşılık kişi "senden hâlâ emin değilim!" dedi.
Seleften biri öleceği anda ağladı. Seni ağlatan nedir? diye sorulunca: "Allah'ın kitabındaki şu ayet beni ağlattı" dedi. "Allah sadece muttakilerden kabul eder!" (Maide, 27)
Seleften biri şöyle anlatıyor:
Mumşad ed-Dineveri'nin yanında bulunuyordum. Bir fakir gelip dedi ki: "Selam size! Burada temiz bir yer var mıdır ki, orada insanın ölmesi mümkün olsun?" Ona bir yer gösterildi. Gösterilen yerde pınar bulunuyordu. O fakir abdestini tazeledi. Allah'ın dilediği kadar namaz kıldı. O yere gitti ayaklarını uzattı ve öldü.

Ebu Süleyman Darani öleceği zaman arkadaşları geldiler ve dediler ki: "Sana müjde olsun! Sen gafur ve rahim olan bir rabbin huzuruna varıyorsun!" Ebu Süleyman onlara "Neden? Sen küçük günahtan dolayı hesaba çeken büyük günahtan dolayı aza veren bir rabbin huzuruna varıyorsun demiyorsunuz" dedi.

Ebu Bekir el-Vasıti ölüme hazırlanırken kendisine 'Bize nasihat et!" denildi. Bunun üzerine Allah Teala'nın sizdeki murad-ı ilahisini gözetiniz! dedi.
Seleften biri ölüme hazırlanırken hanımı ağladı. Bunun üzerine hanımına 'seni ağlatan nedir? dedi. Hanımı, 'senin için ağlıyorum!' deyince o zat: 'eğer illa ağlayacaksan kendin için ağla! Ben bugün için kırk sene ağladım!' dedi.

Kalp yanmış gözyaşı çekilmiştir: Üzüntü derlenmiş sabır dağılmış heva şevk ve ızdırabın işledikleri suçtan ötürü kararsızın üzerinde karar tutmak nasıl olur?
 
 
Hz. Ebu Bekir'in (R.A)son sözleri



Hz. Ebû Bekirin hastalığı ağırlaşmıştı. Mescide çıkamıyordu artık. Ziyaretine gelenlere o gece gördüğü rüyasını anlattı: Gecenin sonuna doğru uyumuşum. Resûl-i Ekremi rüyada gördüm. İki beyaz elbiseyi giymişti. O elbiselerin eteklerini ben tutuyorum. O sırada elbiseler yeşil olup, parlamağa başladı. Bakanların gözlerini alırdı. İki yanında, uzun boylu, gayet güzel yüzlü, nûr elbiseli ve bakanlara neşe veren iki kimse vardı. Resûl-i Ekrem selâm verip musafeha etmekle beni şereflendirdi. Mübârek elini göğsüme koydu. Üzüntüm gitti. Yâ Ebâ Bekir, seni çok özledik, kavuşma zamanı yaklaştı buyurdu. Uykuda o kadar ağlamışım ki, evdekiler uyanmışlar. Sonradan bana söylediler. Ben de seni özledim, yâ Resûlallah dedim...



Rüyasını anlattıktan sonra Eshab-ı kiramın ileri gelenleri ile istişare edip, hazret-i Osmana şu vasiyeti yazdırdı: Ben Ömer ibnil Hattabı hilafete seçtim. Onu dinleyin, ona itaat edin. Sizin için hayırlı olanı tespitte kusur etmedim. Eğer sabır ve adaletle hükmederse beni tasdik etmiş olur. Böyle yapmazsa ben gaybı bilemem, mazurum. Ben ancak hayır murad ettim. Herkes amelinin cezasını bulur. "



Kendisinden nasihat istediklerinde,” Yakında size pek ziyade rızık kapıları açılacak. Birkaç günlük ömre aldanıp da yarın Cenab-ı Hakkın huzurunda mahcub olmayın buyurdu.



Hazret-i Ebu Bekir, halifeliği müddetince, devlet malı olarak yanında, sadece bir köle, bir deve bir de kaftan bulundurmuştur. Vefat etmeden önce kızı Hz. Aişeye şunları söyledi: Halife olalıdan beri, Müsümanların parasını kullanmadım. Herkesin yediği sıradan yemekleri yedim. Kaba elbiseler giydim. Devletin malı olarak, Müslümanların ihtiyaçlarını görmek için, bir köle, bir deve bir de kaftan kullandım. Vefatımdan sonra bunları Ömere gönder.



Hazret-i Ömeri çağırıp şunları söyledi: Ben ümit ediyorum ki, bu gün vefat ederim.Sen hemen halkı cihada davet eyle! Dinin emrini yerine getirmede sizi hiçbir musibet mani olmasın. Resulullahın vefatında benim ne yaptığıımı gördün. Halbuki insanlara onun gibi bir musibet görmemişlerdi...



Dediği gibi oldu. O günün gecesi akşam ile yatsı arasında hasret kaldığı Resulullaha kavuştu.
Son sözü: Teveffeni Müslimen ve elhıknî bissalihıyn (Yusuf/101)yani,
Ya Rabbi, Müslüman olduğum halde ruhumu al ve beni salihlere ilhak eyle!
ayeti oldu...
YERYÜZÜNDE HİÇ BİR FANİ HİÇ BİR BEŞER HZ.MUHAMMED(S.A.V) KADAR SEVİLMEDİ VE YERYÜZÜNDE HİÇ BİR FANİ HZ.MUHAMMED(S.A.V) KADAR SEVİLMEYECEK.
 
 
Hz. Ömer, 645 yılının son ayında Ebû Lü’lü Firuz adında Yahudi bir köle tarafından namaz kılarken şehid edildi. Bu köle Hz. Ömer’e gelip efendisinden alınan verginin çok olduğunu iddia etti. Hz. Ömer, “Senden alınan miktar fazla değildir” dedi.

Hz. Ömer’in bu sözüne razı olmayıp, düşmanlık gösteren Firuz, Hz. Ömer’e kastetmeyi plânladı. Görünüşteki sebep böyle görünmekle beraber işin isası böyle değildi. İran casusu olarak aldığı emri yerine getiriyordu. Hz.Ömer bir gün esnaf teftişinde iken, Firuz’a, “ Duydum ki, senin değirmen yapmanda üzerine yokmuş” deyince, “ Şayet sağ kalırsam,sana öğle bir değirmen yapacağım ki, doğda ve batıda herkeks ondan bahsedecek” demişti. Hz. Ömer ‘de, “ Vallahi bu beni tehdit etti” buyurmuştu. Buna rağmen açıkca suç teşekkül etmediği için cezalandırmamıştı.

Hz Ömer ile vergi tartışmasından bir gün sonra elbisesi içine bir hançer saklayıp, sabah namazı vaktinde mescide girdi. Beklemeye başladı. Hz. Ömer safları düzeltip tekbir alarak namaza durur durmaz, Firuz yerinden fırlayıp Hz. Ömer’e arka arkaya altı darbe vurdu. Darbelerden biri karnına isabet etti. Firuz bir kişiyi daha yaralayıp kaçtı ve yakalanmadan önce intihar etti. Hz. Ömer evine kaldırıldıktan bir müddet sonra ayılıp “Katilim kimdir? diye sordu. Ebû Lü’lü Firuz olduğu söylenince “Allah’a şükürler olsun ki bir Müslüman tarafından vurulmadım...” dedi.

Ağır öldürücü bir darbe alan Hz. Ömer’e kendisinden sonra oğlu Abdullah bin Ömer’i halife tayin etmesi iistenince, “Bir aileden bir kurban yeter!” buyurdu. Kendinden sonra halife olacak kimsenin tayini için Eshâb-ı kirâmdan, Cennet ile müjdelenenlerden altı kişiyi seçti.

Bundan sonra oğlu Abdullah’a “Mü’minlerin annesi Hz. Âişe’ye git ve O’na Ömer İbni Hattab’ın selâmını söyle, müminlerin emiri deme, ben bugün müminlerin emiri değilim. O’na Ömer, sahibinin yanına defnedilmek için izin istiyor de!” buyurdu.

Hz. Âişe, izin verince “Bu benim en büyük dileğimdi” buyurarak çok memnun oldu. Vefat ederken oğluna, “Başımı yastıktan al da yere koy, umulur ki, Cenab-ı hak, beni bu halimden dolayı merhamet edip affeder!” Yaralandıktan yirmidört saat sonra kelime-i şehadet getirerek vefat etti ...
YERYÜZÜNDE HİÇ BİR FANİ HİÇ BİR BEŞER HZ.MUHAMMED(S.A.V) KADAR SEVİLMEDİ VE YERYÜZÜNDE HİÇ BİR FANİ HZ.MUHAMMED(S.A.V) KADAR SEVİLMEYECEK

Bu haber 2683 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

SAHABELER

Hanım Sahabe İsimleri Ve Değişenler

Hanım Sahabe İsimleri Ve Değişenler Peygamberimiz hanımlarından ikisinin ilk isimlerini değiştirmiştir. Biri Cüveyriye;Her ikisinin ilk isimleri "Berre...

Sahabe Nedir? Kimlere Sahabe Denir?

Sahabe Nedir? Kimlere Sahabe Denir? Peygamber Efendimize iman ederek O'nu gören ve müslüman olarak...

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Web Sitemizi Beğendiniz mi?





Tüm Anketler

NAMAZ VAKTİ

Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.© 2010 www.sifanur.com