Şifanur
Gülistan
Üç Mescid
ANASAYFA FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ANKETLER ARŞİV İLETİŞİM PAYLAŞIM

BİR AYET - BİR HADİS

BİR AYET 

Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Siz içinizdekileri açığa vursanız da gizli tutsanız da Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdir.(Bakara Suresi - 284)

   BİR HADİS

"Evimle minberimin arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir ve minberim havzımın üzerindedir." (bk. Buhârî, Fadlı Salati Mescidi Mekke, 5; Müslim, Hac, 92; Müsned, 2/36, 236, 450, 534; 4/41)

 
Allah'ın Kitabı İle Birlikte Olmak

Allah'ın Kitabı İle Birlikte Olmak

28 - Ocak - 2012, 20:50

Müslümanın, Allah’ın âyetlerinden ezberlediklerini her geçen gün daha fazla arttırması, faziletinin ve Allah katındaki derecesinin artması demektir. Öyleyse ...

Allah (cc) Kur’an’ı, Rasulullah (sav)’e on üç yılı Mekke’de, on yılı da Medine’de olmak üzere yirmi üç yıllık bir sürede apaçık Arapça olan bir dil ile indirmiştir. Ancak Allah (cc), Kur’an’ı sadece Muhammed (sav)’in peygamberliğini tasdik eden bir mucize, müslümanlar için bir metod, uygulamaları ve amelleri için bir yol gösterici, ışık olarak indirmemiştir. Bunların yanında bir de kulluk için, Kur’an’ın öğrenilmesi ve öğretilmesi, ezberlenmesi ve korunması, okunması ve tertili için indirmiştir. Kur’an her sözden üstün ve yüce bir kelamdır. Kur’an’ın öğrenilmesi ve öğretilmesi, en değerli öğrenme ve öğretmedir. Ezberlenmesi ve korunması, en üstün ezberleme ve korumadır. Okunması ve tertili, en efdal okuma ve tertildir. Kur’an’dan başka hiçbir kitap için hem okuma hem de tertil bir arada bulunmamaktadır. Dolayısıyla her müslümanın, özelde ise davet taşıyıcısının Allah’ın kitabını öğrenmesi, manalarına ve hükümlerine özen göstermesi, onun hidayeti ve nuru ile doğru yolu bulması gerekir. Çünkü Allah (sav) onu, insanların bilmeleri için indirmiştir.Bilen bir millet için, Arapça okunarak âyetleri uzun uzun açıklanmıştır.” *

Yukarıda da dediğimiz gibi Kur’an’ın öğrenilmesi ve öğretilmesi en üstün öğrenme ve öğretmedir. Osman b. Affan’dan: Nebi (sav) şöyle buyurdu:"Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.”

Ebu Hüreyre’den: Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:

“Kur’an’ı öğreniniz ve öğretiniz. Zira Kur’an öğrenen ve öğreten kimse, bulunduğu her yere misk kokusunu yayan misk dolu bir kap gibidir.”

Hadiste yer alan  ifadesi, kokuların en güzeli olan misk dolu bir kap demektir. Sahabeler, Rasulullah (sav)’in işaret ettiği bu hususa bağlı kalarak Allah’ın Kitabına gereken önemi vermişler; Kur’an’ı öğrenmişler ve öğretmişlerdir. Ebu Abdurrahman diyor ki:“Bize Nebi (sav)’in ashabından birisinin anlattığına göre onlar Rasulullah’tan on ayet alıp onu öğrenip onunla amel edinceye kadar bir başka on ayet almıyorlardı. Dediler ki: Böylece biz ilmi ve amel etmeyi öğrendik.” * Daveti taşıyan, daveti taşıma esnasında akide, akide ile ilgili düşünceler ve şer’î hükümlerle silahlanmalıdır. İlmin en önemlisi ve faziletli olanı, Allah’ın Kitabında yer alanlarla ilgili olandır. Öyleyse daveti taşıyan, Allah’ın Kitabında bulunan akideyi ve ilgili fikirleri ve şer’î hükümleri bilmelidir.

Daveti taşıyan, namazda okuyabilmesi için kolayına geldiği kadar Kur’an’dan ezberlemeli, hatta sünnet olduğu üzere sabah namazında daha uzun okuyabilmek için çok fazla ezberlemelidir. Allah (sav) şöyle buyurmaktadır:“Güneşin batıya yönelmesinden gecenin kararmasına kadar namaz kıl, sabah vakti de namaz kıl, zira sabah namazına melekler şahid olur.” *

Müslümanın, Allah’ın âyetlerinden ezberlediklerini her geçen gün daha fazla arttırması, faziletinin ve Allah katındaki derecesinin artması demektir. Öyleyse daveti taşıyan, buna hırs göstermelidir. Abdullah b. Amr’dan: Nebi (sav) şöyle buyuruyor:“Kur’an okuyup ona sahip çıkan kimseye ahirette: Oku ve cennetin derecelerine yüksel. Dünyada nasıl ağır okuyorsan öyle oku. Zira senin makamın okuduğun en son ayetin seviyesindedir, denilir.” *

Öyleyse akıl sahibi, anlayışlı ve zeki kimse, Kur’an’dan ezberleyerek hayır elde eder ve bu fırsatı kaçırmaz. Aynı durum Kur’an’ı taşıyanlar, hafızlar için de geçerlidir. Bir kimse, Kur’an’dan bir şey ezberlemiş ise unutarak ve ihmalkarlıktan dolayı ezberlediğinin kaybolup gitmesine fırsat tanımamalıdır. Hafızasında saklı kalabilmesi için ezberlediklerini korumaya ve hatırlamaya devam etmelidir. Aksi halde ezberlediklerini unutur da hayırdan çok şey kaybetmiş olur. Ebu Musa Nebi (sav)’den şunu rivayet etmektedir:

“Şu Kur’an’ı muhafazaya itina gösterin. Muhammed’in canını elinde tutana yemin olsun ki; Kur’an’ın hafızalardan kaçması, develerin bağlarından boşanıp kaçmasından daha kolaydır.” *

Hadiste yer alan  bağlı olan develerin yularlarından boşanıp kaçması, çok çok hızlı gerçekleşir anlamına gelmektedir. Abdullah b. Mesut’tan: Nebi (sav) şöyle buyurdu:

“Onlardan birisinin 'şöyle şöyle oldu da falan ayeti unuttum' demesi ne kadar da kötüdür. Bilakis ona unutturuldu; Kur’an’ı sıkça hatırlayınız (okuyunuz). Çünkü Kur’an, insanların hafızalarından hayvanların bağlarından kaçıp kurtulmalarından daha süratli bir şekilde kaybolup gider.” *

İbni Abbas Rasulullah (sav)’ın şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Yanında (hafızasında) Kur’an’dan bir şey bulunmayan kimse harab olmuş bir ev gibidir.” *

Bu naslara istinaden daveti taşıyan, Kur’an’dan daha çok ezberlemeye ve ezberlediklerini de unutmamaya aşırı bir şekilde özen göstermelidir.

Kur’an’ın okunması ve tilaveti konusunda ise şunları söyleriz: Kur’an, nefis olanların en iyisi, mevcudatın ise değeri en fazla olanıdır. Kur’an’dan uzak kalmak, raflarda tozlanmaya terk etmek doğru değildir. Müslüman hakkında, özellikle de daveti taşıyan hakkında asıl olan; Kur’an’ı yanında bulundurması, cebinde taşıması ve gittiği yere götürmesi ve her gün okuyabildiği kadar okumasıdır. Kur’an, okunduğu zaman okunmasına karşılık olarak kalbe ferahlık verir, yorulunca nefis tekrar okuyuncaya kadar okumayı bırakır, zira Kur’an’a aşık olan kimse onu okumaya isteklidir. Allah (cc) şöyle buyurmaktadır:“…Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun…*

Cündeb b. Abdullah’tan: Rasulullah (sav) şöyle dedi:

“Kur’an okuyunuz ki kalpleriniz birbirinize ısınsın. İhtilafa düştüğünüzde ise sorunu Kur’an’a göre hallediniz.” *

Kur’an otuz cüz olup her gün bir cüz okunacak şekilde otuz günde okunur. Yani günde yaklaşık yirmi sayfa okunur. Bu tür okuma en uygun olan okumadır. Ancak kişinin tutuklu, yatakta yatan bir hasta olması veya geceleyin kalkması durumunda, otuz günden daha kısa sürede okumasında herhangi bir sakınca yoktur. Abdullah b. Amr’dan: Rasulullah (sav) bana şöyle dedi:

“Kur’an’ı her ay bir defa hatmet. Dedim ki: Kendimde daha kısa sürede okuma gücü buluyorum. Dedi ki: Yirmi gecede oku. Dedim ki: Kendimde daha kısa sürede okuma gücü buluyorum Dedi ki: Öyleyse bir haftada oku ve bunu daha kısa süreye indirme.” *

Kur’an kıraatında mutedil olan okuma ayda bir defa tamamının okunmasıdır. Ancak geniş vakti olan, tutuklu bulunan, yatalak olan, çalışamayacak kadar yaşlı olan ve kendisine isabet eden herhangi bir şeyden dolayı şiddetli acı duyup da acısını Kur’an okuyarak hafifletmek isteyen kimse ve benzerleri daha kısa sürede okuyabilirler. Çünkü Peygamberin emri Kur’an’ın her ay bir defa okunması şeklindedir. Abdullah b. Amr ve benzerleri dışındakilere, bir aydan daha kısa sürede okumalarına izin vermemiştir.

Daveti taşıyan, daveti taşımanın farz olduğunu, Kur’an okumanın ise mendup olduğunu unutmamalıdır. Kur’an kıraatının, daveti taşıma farziyeti ile kişi arasında bir engel oluşturması doğru değildir. Daveti taşıyan, daveti taşıma görevini yerine getirme imkanına sahip olduğu sürece, bunu yerine getirmelidir. Fakat yorgunluktan veya anormal bir durumdan dolayı daveti taşıma vecibesini yerine getiremiyorsa Kur’an okuyabilir, bir aydan daha kısa sürede de okuyabilir. Ancak davet taşıyıcı bir cüzden daha az olsa bile her gün Kur’an okuma konusuna itina etmelidir. Kur’an kıraatını tamamıyla ihmal etmemelidir. Kur’an okuduğunda ise tertil ile okumalıdır. Tertil, Kur’an kıraatında acele etmemek, harflerin arasını ayırmak ve her harfin hakkını vermektir. Kur’an, uzatılması gereken yerler uzatılarak acele etmeden okunur. Katade’den:

“Enes’e Rasulullah (sav)’ın Kur’an okuyuşunun nasıl olduğu sorulduğunda dedi ki: Uzatılması gereken yerleri uzatarak okurdu, dedi ve sonra da  kelimesini,  kelimesini ve  kelimelerini uzatarak besmeleyi okudu.” *

Allah (cc) Nebisine, Kur’an’ı okurken ağır ağır okumasını acele etmemesini emretmektedir.

“Kur’an’ı, insanlara ağır ağır okuman için bölüm bölüm indirdik ve gerektikçe indirdik.” *

Kur’an’ı, tertil ile okumasını emretmekte ve biz de bu konuda ona uymakla emrolunmuşuz.

“Ve Kur’an’ı tertil ile oku*

Daveti taşımada asıl olan, bir gün dahi atlamaksızın Kur’an kıraatına ve tertile devam etmektir. Kur’an’ı hatmettiği zaman fatiha ile yeniden başlamaktır. Zürare b. Ebu Evfa’dan:

“Nebi (sav)’e hangi amelin daha üstün olduğu sorulduğunda şöyle dedi: Yolculuğu bitince tekrar yola başlayan kimsenin ameli. Yolculuğu bitince tekrar yolculuğa başlamak ne demek: Kur’an’ı başından sonuna kadar okur sonra tekrar başlar.” *

Böyle yaptığı zaman uzun süre uğraştığında Kur’an okumada mahir olur ve böylece yüksek derecelere ulaşır. Aişe’den: Rasulullah (sav) şöyle dedi:

“Kur’an’da mahir olan (hıfzını ve okuyuşunu güzel yapan) sefere denilen kerim ve muti meleklerle birlikte olacaktır. Kekeleyerek zorlukla okuyana iki sevap vardır.” *

Hadiste yer alan “Sefere” kelimesi; Levhi Mahfuzda yazan meleklerdir. Dolayısıyla Kur’an okumada mahir olan kimse, bu niteliğinden dolayı bu meleklerle birlikte olur. Öyleyse bu derecenin varlığını bilen bir davet taşıyıcısının, bu makamı kazanmaktan gafil olması veya sebat göstermemesi doğru olmaz. Daveti taşıyan, her hayrın ve faziletin elde edilmesi için hırs gösterir.

Kur’an’da 114 sûre, altı binden fazla ayet ve otuz bin kadar da harf vardır. Kur’an’ın okunması nedeniyle her harf için belli bir sevabın bulunduğunu, bunun bazen on misline kadar çıktığını düşünürsek; Kur’an okuyan kimse, herhalde pek de az olmayan miktarda bir sevaba nail olur. Bu durum, bizi her seferinde daha fazla okumaya sürükleyecektir. Bu kapsamlı hayrın ve fırsatın varlığı, elimizden kaçmaması için hırs göstermemizi gerektiren bir faktördür. Abdullah b. Mesut’tan: Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:

“Allah’ın kitabından bir harf okuyana bile sevap vardır. Her hasene on misliyle kayda geçer. Ben; elif lam mim bir harftir demiyorum. Elif bir harf, lam bir harf ve mim de bir harftir.” *

Müslüman bir kimse hakkında doğru olan, Allah’ın Kitabını okuması ve buna önem vermesidir. Zira müslüman bir kimse, okuduğunu anlamaya hazır bir kafa yapısına sahiptir. Allah’ın kelamını okuyan ve dilinde dolaştıran bir kimsenin, bu haliyle zihninde bir başka şeyle meşgul olması doğru olmaz. Eğer bir başka şeyle meşgul olması gerekiyorsa, okumasını kesmesi ve ihtiyacını gidermeye yönelmesi gerekir. Zihni, Kur’an okuma dışındaki şeylerden kurtulmadıkça tekrar okumaya başlamamalıdır. Yani Kur’an okunurken zihnin, daima Kur’an’la meşgul olması doğru olandır.

Rahmetle ilgili bir ayeti okurken, Rabbinden rahmetini istemeli; azapla ilgili bir ayeti okurken Allah’ın azabından Allah’a sığınmalı; Allah’ı noksanlıklardan tenzih eden bir ayeti okuduğu zaman, Allah’ı tenzih ve tesbih etmeli; okuduğu her ayete uygun ifadeleri kullanmalı ve böylece Kur’an kıraatı dışında bir başka şeyle meşgul olmadan, Kur’an atmosferi içerisine olmalıdır. Huzeyfe b. el-Yeman’dan:

“Rasulullah (sav) rahmetle ilgili bir ayete geldiğinde rahmet ister, azabla ilgili ayete geldiğinde Allah’a sığınır, Allah’ı tenzih eden bir ayete geldiğinde de O’nu tenzih ederdi.” *

Örneğin; “Yoksa siz, sizden evvel geçenlerin hali sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle yoksulluk ve sıkıntı geldi ve sarsıntıya uğradılar ki, hatta peygamber ve beraberinde bulunan mü’minler, Allah’ın yardımı ne zaman? diyordu. Gözünüzü açın, Allah’ın yardımı pek yakındır.” * ayetini okuduğu zaman Rasulullah (sav) şöyle dua ederdi:“Ya Rabbi üzerimize yardımını indir. Onu bize yakın kıl ey alemlerin Rabbi.”

“Allah’ın size verdiği rızıktan temiz ve helal olarak yiyin, inandığınız Allah’tan sakının” * ayetini okuduğunda ise şöyle dua ederdi:“Ey Allah’ım bana helal ve temiz rızık ver ve beni müttakilerden kıl.”

“Kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden ve yaptıklarınızı bilen O’dur.” * ayetini okuduğu zaman şöyle dua ederdi:“Ey Allah’ım! Ben tevbe ettim, tevbemi kabul et ve beni affet.”

“(Ey Rasülüm) söylediklerine sabret. Rabbini Güneşin doğmasından önce, batmasından önce, överek tesbih et.” * ayetini okuduğu zaman şöyle derdi:"Tesbih ederim Allah'ı ve O'na hamd ederim, tesbih ederim Azametli, yüce Allah'ı."

Bu haber 1549 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

KURAN'I KERİM

Yalan İle İlgili Ayetler

Yalan İle İlgili Ayetler Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler, siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan sanası...

Çocuklar Kaç Yaşında Kur'an Okuyup,Hafız Olabilirler?

Çocuklar Kaç Yaşında Kur'an Okuyup,Hafız Olabilirler? Çocuğuna kur'anı öğretmek ve ezberletmek her anne-babanın isteği... Ama ne yazık ki görülüyor ki; çocuklara Kur...

HABER ARA


Gelişmiş Arama

ANKET

Web Sitemizi Beğendiniz mi?





Tüm Anketler

NAMAZ VAKTİ

Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.© 2010 www.sifanur.com